Doğum Gününde Pasta Kesme Adeti Nereden Geliyor?
Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır. Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde kek demek daha doğru olur.
Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanyada olmuştur. 13. yüzyılda Almanyada çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.
Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta kek eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu. Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu.
Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti. Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.
geleceğin büyük insanları olan çoçuklar hayatımızın çiçekleri evimize renk katan, saf duygularımızı tekrar yaşatan. onlarla evlerimizde gülmeyi hatırlayan adeta sevinç can simidimizdir. evet çoçuklar hayatımızda böyle anlamlı. ama bir onların gelecekleri veya bir insan olarak onların yetiştirilşmeleri çok önemli, insan denen mahluk çok hassas onun içn çoçukları yetiştirirken onlara devamlı sevgi vermeli onları dinlemeli yaramazlıklarına sabretmeli zor kullanmamalı günlük meselelerini bir büyük adam gibi önemseyerek halletmeli , baskı yapmamalı zorla konuşturmamalı,dayak tamamalı, fikirlerimizi dayatmamalı onların fikrlerinide de almalı, konuşurken susturmamalı velhasıl büyüklere nasıl davranılıyorsa öyle davranmalı. yukardaki yazıda almanların çoçuklarına nasıl önem verdiklerinin götergesitir bizler avrupadaki çoçukların nasıl büyük adam gibi konuştuklarına gıpta ederiz.işte onların bu başarısı yukardaki makalede olduğu gibi çoçuklara gereken değeri veriyorlar